HAC
İslam’ın beş şartından biri olan hac, buluğ çağına ermiş, akli melekesi yerinde, hür ve bu vazifeyi ifa edebilme imkânına sahip olan her Müslüman için bir farizadır.
Hac vazifesinin sıhhati için, şu şartların bulunması gerekir:
1- Müslüman olmak,
2- Mekân-ı Mahsus: Mekke’yi Mükerreme’nin güney- doğusunda bulunan ve Arafat adı verilen mevki ile Mekke’deki Kâbe-i Muazzam’a, hac ibadetinin iki rükunun ifa edildiği yerlerdir. Arafat’ta vakte( durma) ile Kâbe tavaf edilmedikçe, sahih bir hac meydana gelmiş olmaz.
3- Vakti Mahsus: Arefe gününün zeval vaktinden Kurban bayramının birinci günü tan yeri ağarıncaya kadar devam eden süre, Arafat’ta vakte yapmanın hususi vaktidir. Farz olan Kâbe tavafının ömrünün sonuna kadar yapılması ise mümkün ise de, bunun vacip olan vakti, Kurban bayramının ilk üç günüdür. Bununla birlikte, farz olan tavaf için, Kurban bayramının birinci günü Mekke’yi Mükerreme’ yi inmek daha faziletlidir.
4- Hac Niyetiyle İhram: Haccı veya umreyi veya her ikisini ifa için, esasen yapılması helal olan bazı şeyleri muvakkat olarak kendisine haram kılmaya “ihram” denir. İhrama giren bir erkek, dikişli elbiselerin çıkarır, peştamal kuşanır, üzerine bir omuz havlusu alır (ihram kıyafetini giyer), başını ve ayaklarını açık bulundurur. Temizlenir, yıkanır veya abdest alır, iki rekât namaz kılar, yüksekçe bir sesle (lebbeyk allahümme lebbeyk…) diye “telbiye”de bulunur. Zevcesi ile her türlü cinsi yakınlıktan kaçınır. Güzel koku sayılan şeyleri sürünmez. Av hayvanları avlamaz ve avlayanlara yardımcı olmaz. Mekke’nin haremindeki yeşillikleri koparmaz. Kendi saçlarını kesmez. Hac ve umre işlerini bitirinceye kadar bu halde devam eder. İhrama giren kadınlar ise, elbiselerini çıkarmazlar, başlarını ve ayaklarını açıkta bulundurmazlar, “telbiye”de seslerini yükseltmezler.
Bahar Hoca