İnsan, fiziksel dünyada üç boyutlu mekan
içinde ve zamana bağlı olarak hareket
etmektedir. Bu bakımdan insanın tabi olduğu
boyut, mekan ve zaman birlikte
düşünüldüğünde dörttür. Bu dört boyut, bizim
duyu organlarımız vasıtasıyla algıladığımız
fiziksel dünyanın hissettirdiği boyutlardır.
Elbette ki insanoğlunun sadece dört boyutu
hissetmesi mutlak manada sadece dört boyutun
var olduğu sonucunu doğurmaz. İşte
materyalistlerin düştüğü yanılgı da burada
gizlidir. Onlar sadece hissedilen boyutların
varlığına inanmakta ve fiziksel dünyadan
başka bir boyutun var olmadığını iddia
etmekteler. Oysa sınırlı sayıda duyu
organına sahip olup, bu duyu organlarıyla
sınırlı aralıkları hisseden insanın, “sadece
fiziksel olarak hissettiklerim vardır,
gerisi yoktur” demesi çok büyük bir
yanılgıdır.
Kulağı duymayan, gözü görmeyen bir insan,
sesin veya görüntünün varlığını ne kadar
reddederse reddetsin ses ve görüntü vardır.
Kulağı ve gözü sağlıklı olan insanlar
bunları algılamaktadır. Bu durumda bizim,
fiziksel olarak algıladığımız alanın
dışındaki boyutları ifade eden ve
“metafizik” olarak adlandırdığımız fizik
ötesi boyutlar da, en az hissettiğimiz
boyutlar kadar gerçektir. Bu gerçeği akıl
yoluyla tespit etmek hiç de güç değildir.
Gözlemleyebildiğimiz alanın dışında olduğu
için, bu boyutların mahiyeti konusunda İlahi
bir bilgi olmaksızın doğru tespiti yapmak
olanaksızdır.
Bu noktada bize yol gösterecek olan kaynak,
tüm boyutlara ve bu boyutlardaki tüm varlık
alemine hakim olan Yüce Allah’ın indirdiği
Kuran’ı Kerim’dir. Allah, günümüze kadar
değişmeden gelen ve orijinalliğini muhafaza
eden tek kutsal kitap olan Kuran’ı Kerim’de
metafizik alemler den ve bu alemlerde
varlığını sürdüren canlılardan
bahsetmektedir. Cinler, şeytanlar ve
melekler bu alemdeki varlıklardır.