Ahiret Gününe İman
Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’dan başkası bilemez. O zamanı bilmek insan menfaatine olmadığı için, Allah bu hususta bilgi vermemiştir. Dünyanın ölümü dediğimiz kıyamet “nefha-i ula” ile başlayacaktır. Allah’ın emri ile İsrafil, önce sur denilen ve mahiyetini kavrayamadığımız bir şeyi üfürecek, pek şiddetli bir sayfa meydana gelecektir. Bunun tesiri ile göklerde ve yerlerde bir düzensizlik baş gösterecek, “sicimi kopmuş tespih tanesi gibi bütün gök cisimleri darmadağın olacaktır.” Güneş, Ay ve Yıldızlar siyahlaşacak, gökler çatlayıp paralanacak, denizler kaynayıp, dağlar pamuk gibi atılacaktır. Nihayet kâinat siyah bir toz bulutu haline gelecektir. Sonra yeni bir dünya, yani öteki bir dünya, yepyeni bir âlem meydana gelecektir. Allah’ın emri ile İsrafil ikinci suru üfleyecek ve insanlar ve mahlûkat yeniden bu öbür âlemde dirilecek, kabirlerinden kalkacak ve şaşkınlık içinde bekleyeceklerdir. Buna, “Ba’su bade’l- mevt” denmektedir. Haşr, Hesap, Sual, Mizan, Sırat, Cennet ve Cehennem hep bundan sonradır. Ahiret gününe iman demek, bunlara inanmak demektir
Müslümanlar kalpleri ile inanıp, dilleri ile tasdik ederler ki; her mahlûkat gibi dünyanın da bir sonu vardır. Bir gün kıyamet kopacak, her şey ölecek, âlem bir başka âlem olacaktır. Sonra insanlar Allah’ın emri ile tekrar dirilecekler, dünyada yaptıklarından sorguya çekileceklerdir. Haklı, haksız ayırt edilecek, kimin kimde hakkı varsa alınacak, sonunda iyiler cennete kötüler cehenneme girecek, dünyada yapılan iyilik ve kötülüklerin karşılıkları görülecektir. Müminler, Cennet’te Allah’ı görme şerefine nail olacaklar. Peygamberlerin şefaati ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in umumi şefaati ahirette vuku bulacaktır. Ahiret tasvirlerinde geçen adları, misalleri, dünyadakilere benzetmemek gerekir. Ahretin tamamı apayrı bir âlem, oradaki vücutlarında oraya mahsus vücutlar olacağı hatırdan çıkarılmamalıdır.